9 Ağustos 2017 Çarşamba

[Online] Bölündük, ey halkım; unutma bizi!





Seçek’te yaşananlar, neyi anlatıyor?



Kabaca söylersek, umudu ve acıyı...

Ve elbette, akabinde gelecek olan “düş kırıkları”nı...

*

“Umudu”, çünkü, ilk defa birileri -medyamızda yansıtılanın aksine kaç kişi olduklarının hiç önemi yok– 700 yıllık bir geleneğin “dönüştürülmesine” (metamorfoz’una) tepki olarak kendi alternatif panayırlarını düzenliyorlar.

“Acıyı”, çünkü 700 yıldır birlik ve beraberlik içerisinde gerçekleşen tarihî panayırımız, bugün ikiye bölünmüş durumda.

Ve elbette bunu “düş kırıklıkları” takip edecek; çünkü ya “alternatif” panayır baskı ve teröre dayanamayıp yok olacak, ya da devletin atacağı kancaya takılarak, başka bir “efendi eğlendirme ve rütbelendirme” şenliğine dönüşecek. (En azından bugüne kadar yaşanan benzer olaylarda görülen o oldu).

*

Peki, bu “aşağıdan” başlayan hareketin “dönüşmemesi” için ne yapılabilir?

Yine yılların tecrübesinden –ve elbette Barikat girişimimizden öğrendiğimiz– şu ki: “aşağıdan” ve “boyun eğmeyen” hareketlere karşı yapılan sabotajlar, baskılar, psikolojik savaşlar, hiç de öyle göründüğü gibi basit değil.

Hepsinden önemlisi, bu tarz hareketleri başlatanların “omurgalı” insanlar olması; dik durması ve zoru görünce “sıvışmaması” gerekiyor. Ki bu da hiç de sanıldığı kadar kolay değil.

Onun da üstüne, diyelim ki baskılara/sabotajlara boyun eğilmedi, hareketin başlatıcıları da dik durdu; toplum içerisinde “kök salma” meselesi en zor olanı. Çünkü, toplumumuzda, sıra “direnmeye” gelince neredeyse herkes “sıvışıyor”: “Haklısınız, destekliyoruz, yanınızdayız ama o kadar. Daha fazlasını istemeyin”.

*

Çizdiğim tablo karamsar oldu. Ama gerçekçi.

Yine de, “aşağıdan” hareketleri savunanlara düşen, pes etmemek, direnmek, dik durmak.

Ve direnirken, Madımak’ta canını verenleri, Maraş’taki canları, derisi yüzülen Nesimî’yi unutmamak.

Her kavganın bir bedeli var.

Ve bedel ödenmeden kavgalar kazanılmıyor.

*

İşin en karanlık yönü ise şu:

Azınlık içerisinde 700 yıllık birlik-beraberlik bile, bir(kaç) psikopatın canı öyle istedi diye bölünebiliyorsa, sözün bittiği yere gelmişiz demektir.

Ve azınlığı “yeniden dizayn” etmek isteyen Selim’lere karşı, isyan ateşinin yakılması elzemdir.




Mustafa Çolak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder