19 Temmuz 2017 Çarşamba

[Online] SİRİZA'LI AZINLIK MEBUSLARI ÇİPRAS’A: GÜVENİMİZİ GERİ ÇEKEBİLİRİZ



KAKANIN ŞAKASI




BARİKAT, Azınlık milletvekillerinin faaliyetlerine cömert sütunlarında yer vermeye devam ediyor.

Uzunca bir süre bekledikten sonra, SİRİZA'lı üç azınlık milletvekilinin başbakan Aleksis Çipras ile başbaşa görüşme talepleri nihayet kabul edildi ve geçen hafta milletvekillerimiz başbakanlık konağında Çipras’la üç saate yakın bir süre bir araya geldiler.

Hükümet ortağı ANEL’in başkanı Panos Kamenos’un “madem azınlık sorunu görüşülecek, Trakya ve Azınlık ANEL’in uhdesinde olması nedeniyle ben de görüşmeye katılmalıyım” diye dile getirdiği talebi ise Çipras tarafından “bu bir SİRİZA parti toplantısıdır” diye reddedildi. Kamenos’a, azınlık sorununu görüşmeye o kadar meraklıysa, bu iş için azınlık milletvekillerinin her zaman hazır olduğu, kendilerinden görüşme talep edebileceği hatırlatıldı. Şimdi parlamenter temsilcilerimiz Çipras’tan sonra hükümetin öbür ortağı Kamenos’la da görüşecekler mi, zaman gösterecek.

Azınlık milletvekilleri başbakanı önce Batı Trakya’nın genel sorunları hakkında bilgilendirdiler. Ona Trakya’da balkan kolunun, ovanın, yakanın, rençperin, esnafın, sanayicinin karşılaştığı sorunları ve istihdam sorununu kısaca anlattılar, Trakya’nın kalkınması ve hangi kesimlere yatırım yapılması konularında görüşlerini ilettiler. Son yıllarda Türk turist sayısında görülen büyük artıştan başka, Bulgaristan dikey yollarla Egnatia otobanına bağlandıktan sonra Trakya’nın tarihinde ilk kez kuzey ülkelerden de bir turist akımına uğramaya başladığına, yerel ekonominin bundan yararlanması için yetersiz olan turistik alt yapının güçlendirilmesi ihtiyacına dikkati çektiler.

Trakya’da Azınlık ile Çoğunluk unsuru arasındaki barışçıl yaşamın sürdürebilmesi ve pekiştirilmesi için hangi önlemlerin alınabileceği konusunda yazılı bir rapor sundular, son yıllarda gerçekleşen bu barışçıl yaşamı hangi gelişmelerin tehdit ettiğini de göstererek. Geçmiş onyılların ayrımcı ve baskıcı uygulamalarıyla meydana gelen Azınlık ile Çoğunluk arasındaki refah farklılığının giderilmesi için hangi pozitif ayrımlara başvurulabileceğini gösterdiler. Kamu kesimindeki istihdamda azınlık üyelerinin iki elin on parmağını geçmediğini hatırlattılar.

Azınlıkla ilgili daha özel sorunlara geçildiğinde, görüşmede önce Türk Azınlık ile Türkiye arasında son dönemde ortaya çıkmış bir sorun ele alındı. Medya, Erdoğan yönetiminin, Avrupa’da yaşayan veya Avrupa ülkelerine sığınmış 120 bin teröristle ilgili verileri İnterpol’ün özel sayfasına yüklediğini, ancak sayfanın bu kadar yükü kaldıramayıp çöktüğü haberini verdi. Bu teröristlerin yakalanıp Erdoğan yönetimine iade edilmesi talep ediliyor. Yine gazeteler, bunların arasında BTT Azınlığından 1.124 kişinin bulunduğunu yazdı. Milletvekillerimiz, Çipras’tan, hem bu kişiler hem de Erdoğan’ın hışmına uğrayan diğer azınlık üyeleri için himaye istediler.

Milletvekillerimiz, ayrıca, Erdoğan yönetiminin Türk üniversitelerinden ihraç ettiği Batıtrakyalı 23 öğrenciye cebren yarıda kesilen tahsillerini Yunan üniversitelerinde devam ettirme olanağının tanınmasını ve bu amaçla onların istisnaî olarak yatay geçişine müsaade edilmesini talep ettiler.

Batı Trakya’dan Selanik ve Gida’ya’ya yerleşmiş azınlık Türklerinin birkaç yıldan beri kullandıkları ibdathanelerin polis tarafından kapatılmasını şiddetle protesto ettiler ve bu ilkel ibadethaneler yerine o bölgede her nasılsa yıkılmaktan kurtulmuş eski Osmanlı camilerinin onarılıp ibadete açılmasını önerdiler. Ekonomik kriz nedeniyle Yunanistan’ın onarım için parası yoksa, Türkiye’nin yapılacak masrafları karşılamaya hazır olduğunu hatırlattılar. Türkiye olmazsa, sırada Katar’ın, Katar da olmazsa sırada Suudi Arabistan’ın beklediğini söylediler.

Geçmiş onyıllarda 19. Madde mağduru olarak Yınan vatandaşlığından düşürülmüş azınlık üyelerinden isteyenlerin yeniden Yunan vatandaşlığına geçmesini sağlayacak bir yasa önerisi hazırlamakta olduklarını açıkladılar.

Müzminleşmiş iki azınlık sorunu, Evkaf İdaresi ile Müftülük sorunları hakkında şikayet ve taleplerini şöyle dile geirdiler: “Onlarca yıldır sürümcemedeki Müftülük sorunu artık Azınlığın dinsel özerkliğine saygı çerçevesinde demokratik bir çözüme kavuşturulmalıdır. Totaliter rejmlere özgü bir biçimde Azınlığın dinî liderlerini tayinle göreve getirme yöntemi ülkemizin bir demokrasi ayıbıdır ve hükümetimiz bu ayıbı terketme fırsatını kaçırmamamlıdır. Azınlığın iradesinin ortaya çıkması amaçlanarak, Müftülerin dolaysız veya dolaylı seçimle, ama seçimle, görev süresi 10 yılı geçmemek şartıyla göreve getirilmesini öngören yasa bir an önce onaylanıp uygulanmalıdır. Hatta mevzuata göre bu düzenleme için karaname yeterli olup, yasaya gerek yoktur. Yeni Müftülük yasasında Müftülüklerin “kamu servisi ve devlet dairesi” halinden kurtarılması gerekir, Müftülükler de en az Metroplitlikler kadar özerk ve başına buyruk olmalıdır. Müftülük çalışanlarının maaşlarının devlet bütçesinden ödenmesi öngörülebilir.”

Vakıflar İdaresi konusunda başbakana söylenenler: “Vakıflar konusunda Siriza hükümeti, ne yazık ki, bundan önceki hükümetlerin cunta geleneğini tutarlı bir biçimde devam ettiriyor. Cuntanın peşinden gitmekten ne zaman vazgeçeceğiz? Cunta öncesinde olduğu gibi üç bölge için en kısa zamanda vakıfların idare heyeti seçimleri ilan edilmelidir. Bu seçimler yalnızca vakıf idaresi için değil, bir zamanlar olduğu gibi genel olarak cemaat idaresi için yapılmalıdır. Böylece Müslüman-Türk Cemaati de başıboşluktan kurtulup, Yahudi Cemaati gibi, seçimle işbaşına gelen bir yönetim kazanmalıdır. Vakıflar İdaresi Başkanı da, halkımızın ilk yıllarda alışageldiği gibi, Cemaat Başkanı olarak adlandırılmalıdır.”

Azınlık milletvekilleri son olarak Azınlığın genel ve temel bir siyasî şikayetini dile getirdiler: “Sevgili Çipras, azınlık toplumu kendini aşarak ezici bir çoğunlukla ve Yunanistan çapında rekor oy oranıyla Siriza’ya oy verdi ve biz 3’ümüzü Meclise yolladı. Toplumun ilk beklentisi, tüm Yunanistan’da olduğu gibi, Batı Trakya’da da solcu bir Siriza hükümeti kurulacağı ve bölgeyi bu hükümetin yöneteceği idi. Ancak gel gelelim Azınlık için bölgede sağcı, hem de aşırı sağcı ANEL hükümeti kuruldu ve Azınlığı şimdi oy verdiği Siriza değil de oy vermediğ ANEL yönetiyor. ANEL aşırı sağ ve turkofajik nitelikler gösteren bir siyasî oluşum, Azınlığı ona emanet etmek, kuzuyu kurda teslim etmekten beter bir durum. Örneğin, ANEL’in Azınlığı çok değil daha iki yıl yönetmesi halinde azınlık eğitimi diye bir şey kalmayacak. Leblebi yermiş gibi azınlık okullarını kapatıyor. Gerekçe öğrenci azlığı. Peki, öğrecilerin ta uzaklardan geldiği ve çokluktan üst üste yığıldığı yerlerde yeni okul açılmasına müsaade ediliyor mu? Tabii ki hayır. Mestanlı ve Kırmahalle ilkokulunda Harmanlık mahallesinden gelen öğrencilerle sınflarda nefes almaya yer yokken, Harmalık’a okul açılması talebine yanıt bile verilmiyor. Kısacası, ANEL hükümetinin icraatından Azınlığın şikayetleri son hadde varmış durumda. Tabiî haklı olarak kabak biz Siriza milletvekillerinin başına patlıyor. Öyle ki son dönemde halkın arasına çıkamaz olduk. Dayak yemekten korkuyoruz. Aldığımız mesajlar şöyle: Kamenos Azınlık konusunda Çipras’a şantaj yaparmış ta diyorlar. O zaman siz de şantaj yapın. Ve toplum bizi güvenini geri çekmekle tehdit ediyor. Bu durumda, sayın başbakan, Azınlık üzerindeki ANEL hükümeti görevden uzaklaştırılmazsa, biz de hükümetten güvenimizi geri çekmek zorunda kalacağımızı üzülerek bildiririz.”

Biz hiç yorum yapmıyoruz. Yukarıda anlattığımız gibi olaylar kendiliğinden konuşuyor. Özetle, Azınlık böyle milletvekillerine sahip olmakla gurur duyar.



İbram Onsunoğlu

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder