23 Temmuz 2017 Pazar

[Online] “Pahalı” ucuz siyaset



Doktora tezi için “ekonomik krizin azınlık üzerindeki etkileri” üzerine çalışan bir arkadaşım, “taradığı” azınlık medyasında, başta milletvekilleri olmak üzere, siyasîlerden pek fazla girişim ve demeç bulamamaktan yakınıyordu.



Bulduklarının da “kıytırık denebilecek şeyler” olduğunu söyleyip, soruyor:

“Yahu onca yerel siyasî, belediye-bölge meclis üyesi, milletvekili, dernek başkanı... on yıla yakın süredir var olan bu konunun üzerine kimse doğru düzgün eğilmemiş olabilir mi?”

Olabilir.

Sebebi de açık:

Bizim azınlıkta, siyaset, “götürene maşallah, götüremeyene inşallah” mantığıyla yapılıyor. Amaç, toplumun menfaati doğrultusunda araştırmalar yapacak, projeler üretecek, çıkış yolu arayacak “çalışma ekipleri” kurarak ve bunları destekleyerek toplum lehine bir şeyler yapmak değil. Amaç memleketin sömürge valilerine yaranmak.

Bu “yaranma” girişimi de şundan kaynaklanıyor:

Memlekette milletvekili adayı olarak geniş çaplı bir seçim kampanyası yapmak için, otomobil yakıtından seçim broşürüne, oy pusulasından zarfına, köylerde zarflarını dağıtacak “militanlar”a verilecek “harçlık”tan gazete-dergi-radyo reklam ve “bağış”larına, seçim kampanyan için çalışacak eş-dosta ısmarlanan ayran ve tostlardan sandık başında oylarını bekleyecek “kardeş”lere verilecek “cıgara parası”na kadar hesaplandığında, bir adayın yaklaşık 25-30.000 euro paraya ihtiyacı var.

Bunun yaklaşık onda birinin partiler tarafından karşılandığını düşünsek (ki her parti karşılamıyor), bir kısmını da kendi cebinden karşılasan, geriye kalan miktarın ödenmesi için sana 17 bin kere “Maşallah” çekecek bir mekanizmanın olması lâzım.

Aynı şey –daha az miktar ve daha ufak çapta da olsa– yerel siyasetle ilgilenen kişiler için de geçerli.

Bu yüzden de siyasîlerimizin büyük çoğunluğunun enerjisini toplum ve memleket meselelerine değil de, “Şeytan’ın avukatlığını” ve “fedailiğini” yapmaya harcaması (ya da “sıvışması”) bu yüzden.

Bu yüzden bizim seçilmiş siyasîlerimiz (örneğin Eylül 2015’ten bu yana milletvekili koltuğunda oturan 4 vekilimiz) toplumu kasıp kavuran işsizlik sorunu hakkında, göç sorunu hakkında, antidepresan ve sakinleştirici hap kullanımının hangi boyutlara ulaştığı hakkında vs. bırakın girişimde bulunmayı, en ufacık bir araştırma bile yaptırmamışlardır.

Aynı şekilde yerel siyasîlerimiz (bölge meclis üyeleri, belediye meclis üyeleri/başkanları/başkan yardımcıları, muhtarlar) yerel ekonomiye katkı sağlayacak girişimler ve bilhassa gençlere iş sahası açabilecek projeler üzerine odaklanmamış; orada-burada “toplu” törenler ve “şov” peşinde vakit öldürmektedirler.

Ama onlara kızmamak lâzım.

Onlar bu toplumun “aynası”...

Bu azınlık toplumu 94 yıllık tarihinde hiç bu kadar sinik, silik, umarsız, korkak, yaranmacı olmamıştır.

Ve silkinip kendine gelmediği müddetçe de, kendisi üzerinde araştırma yapan bilim adamları bu “aldırmazlığa, suskunluğa” bakıp bakıp hayret edecek, bu görevi yüksek rütbeli psikologlara ve psikiyatr’lara devredecekler...



Mustafa Çolak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder